Çankaya'da Çocuk ve Ergenlerde Kaygı Bozuklukları Tedavisi

Çankaya'da çocuk ve ergenlerde görülen kaygı bozuklukları, günlük aktiviteleri aksatan yoğun endişe, içsel huzursuzluk ve kaçınma eğilimleri şeklinde kendini gösterebilir. Çocuk ve ergen psikiyatrisi alanında, uzman klinik değerlendirme ve bireye özgü terapi yöntemleri ile kaygı sorunlarının temel nedenleri araştırılır ve etkin tedavi stratejileri geliştirilir.

Anksiyete Bozukluğu Nedir?

Çocukluk ve ergenlik döneminde görülen anksiyete (kaygı bozukluğu), günlük yaşamda deneyimlenen geçici endişe ve korku hallerinden farklı olarak; şiddetli, süreklilik gösteren ve gündelik işlevselliği ciddi şekilde aksatan bir ruhsal durumdur. Bu bozukluk, çocuk veya gencin duygusal, düşünsel, davranışsal ve bedensel sistemlerini etkileyerek eğitim, aile ve sosyal yaşamlarında belirgin zorluklar yaşamalarına yol açabilir.

Ankara'da Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Uzm. Dr. Emine Taşyürek, kaygı bozukluklarının etkin bir şekilde tedavi edilebilir olduğunu vurgulayarak, ailelerin bu konuda bilgilenmesinin iyileşme yolculuğunun ilk adımını oluşturduğunu belirtmektedir.

Kaygı, aslında tehlikeli durumlara karşı bizi hazırlayan ve koruyan doğal bir duygudur. Ancak kaygı bozukluğunda, bu alarm sistemi gerçek bir tehdit olmayan durumlarda dahi sürekli ve yoğun biçimde devreye girer. Çocuk, durumun gerektirdiğinden çok daha şiddetli ve orantısız bir tepki verir. Bu durum, beynin tehditleri algılayan ve korku tepkilerini yöneten bölgelerindeki (amigdala gibi) bir düzensizlikten ve aşırı duyarlılıktan kaynaklanabilir. Kalıtımsal yatkınlık, mizaç özellikleri (utangaç ve çekingen yapıdaki çocuklar gibi), travmatik yaşam deneyimleri, ebeveyn tutumları (aşırı koruyucu veya eleştirel olma) ve öğrenilmiş davranışlar kaygı bozukluklarının ortaya çıkmasında rol oynayan etmenler arasındadır.

Çocuk ve ergenlerde en yaygın görülen kaygı bozukluğu çeşitleri şunlardır:

Yaygın Kaygı Bozukluğu: Çocuğun günlük olaylar, akademik başarı, akran ilişkileri, ailevi meseleler hakkında sürekli, aşırı ve denetlenemeyen bir endişe içinde olmasıdır. "Ya başıma kötü bir şey gelirse?" gibi felaket senaryoları zihnini meşgul eder.

Sosyal Kaygı Bozukluğu (Sosyal Fobi): Başkaları tarafından olumsuz değerlendirilmekten, rezil olmaktan veya utanç duyulacak bir duruma düşmekten yoğun bir korku duyma halidir. Sosyal ortamlardan ve performans gerektiren durumlardan (tahtaya kalkmak, sunum yapmak) kaçınma davranışı gözlemlenir.

Ayrılık Kaygısı Bozukluğu: Çocuğun bağlandığı kişilerden (genellikle ebeveynler) ayrılacağı zaman aşırı kaygı duymasıdır. Okula gitmek istememe, karın ağrısı gibi bedensel şikayetler, ayrılma anında yoğun panik ve ağlama nöbetleri görülür.

Özgül Fobiler: Belirli bir nesne veya duruma karşı (hayvanlar, yükseklik, iğne, karanlık, kan) aşırı ve mantık dışı bir korku duyma ve bu uyaranlardan şiddetle kaçınma halidir.

Panik Bozukluk: Beklenmedik zamanlarda gelen, yoğun korku ve rahatsızlık hissinin eşlik ettiği panik ataklarla tanımlanır. Çarpıntı, nefes darlığı, boğuluyormuş hissi, ölüm korkusu gibi belirtiler ortaya çıkar.

Ankara Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Uzm. Dr. Emine Taşyürek, kaygı bozukluğu yaşayan bir çocuğun bu durumun "şımarıklık" veya "ilgi çekme çabası" olarak değil, ciddiye alınması ve profesyonel destekle ele alınması gereken gerçek bir sıkıntı olarak görülmesi gerektiğini ifade eder. Erken teşhis ve müdahale, çocuğun yaşam kalitesini yükseltmenin ve ileride gelişebilecek daha ciddi ruhsal sorunların (depresyon gibi) önüne geçmenin en etkili yoludur.

Anksiyete ile Normal Kaygı Arasındaki Farklar

Kaygı, tehlikeli bir duruma karşı verilen normal ve uyum sağlayıcı bir tepkiyken, anksiyete (kaygı bozukluğu) bu tepkinin işlevsiz ve aşırı bir halidir. Bu iki durumu birbirinden ayırt etmek, ebeveynler için büyük önem taşır. Ankara'da Uzm. Dr. Emine Taşyürek, ailelere bu ayrımı yapabilmeleri için şu ölçütleri dikkate almalarını önerir:

Şiddet ve Süre: Normal kaygı, durumla orantılıdır ve geçicidir. Sınav öncesi heyecanlanmak normaldir, sınav bittikten sonra rahatlama gelir. Anksiyete ise durumla orantısız, çok daha şiddetlidir ve haftalar, aylar boyunca sürebilir. Sınav haftası boyunca uyuyamama, sürekli ağlama nöbetleri geçirme gibi.

İşlevselliğe Etkisi: Normal kaygı, genellikle kişiyi harekete geçirir ve performansını olumlu yönde etkiler (sınav için ders çalışmak gibi). Anksiyete ise kişiyi felç eder, işlevselliği bozar. Kaygıdan ödevini yapamaz, sınava giremez, sosyal ortamlara giremez hale gelir.

Kontrol Edilebilirlik: Normal kaygıyı çocuk kendi kendine sakinleştirebilir, mantıklı düşüncelerle yatıştırabilir. Anksiyete ise kontrol edilemez bir hal alır. Çocuk ne yaparsa yapsın endişelerinden kurtulamaz, sürekli "ya olursa?" senaryoları zihnini meşgul eder.

Fiziksel Belirtiler: Her ikisinde de fiziksel belirtiler (çarpıntı, terleme) görülebilir. Ancak anksiyetede bu belirtiler çok daha şiddetli ve yoğundur; panik atak benzeri tablolara yol açabilir ve günlük yaşamı aksatacak düzeydedir.

Kaçınma Davranışı: Normal kaygı, kişiyi temkinli olmaya iter ama durumdan kaçınmaya zorlamaz. Anksiyete ise şiddetli bir kaçınma davranışına yol açar. Çocuk, kaygı yaratan durumdan (okul, sosyal ortamlar) tamamen uzak durmaya çalışır. Bu kaçınma, kaygıyı kısa süreli rahatlatsa da uzun vadede sorunu daha da büyütür.

Özetle, kaygı çocuğun hayatını yaşamasına engel olmaya başladığında, onu yapmak istediği şeylerden alıkoyduğunda ve süreklilik gösterdiğinde, artık "normal" sınırları aşmış ve bir "anksiyete bozukluğuna" dönüşmüş olabilir.

Kaygı Bozuklukları Çocuklarda Hangi Yaşlarda Daha Sık Görülür?


Kaygı bozuklukları, çocuk ve ergenlerde en sık rastlanan ruhsal zorluklardandır ve her yaş grubunda ortaya çıkabilir. Ancak belirli kaygı türleri, belirli gelişimsel evrelerde daha sık görülme eğilimindedir.

Okul öncesi dönemde (2-6 yaş) ayrılık kaygısı ve özgül fobiler (karanlık, hayvan, yabancı korkusu) en yaygın olanlardır. Bu dönemdeki kaygılar, çocuğun ebeveynden ayrışma ve bireyselleşme sürecinin doğal bir parçası olabilir, ancak şiddetli ve işlevselliği bozuyorsa dikkate alınmalıdır.

Okul çağına gelindiğinde (7-12 yaş), akademik ve sosyal beklentilerin artmasıyla birlikte sosyal kaygı ve yaygın kaygı bozukluğu daha belirgin hale gelir. "Başarısız olma, beğenilmeme, eleştirilme" korkuları ön plana çıkar.

Ergenlik dönemi (13-18 yaş) ise kaygı bozukluklarının en sık görüldüğü ve şiddetlendiği dönemdir. Kimlik arayışı, akran baskısı, beden imgesi kaygıları, romantik ilişkiler ve gelecek endişesi gibi birçok stres etkeni bir araya gelir. Bu dönemde sosyal kaygı bozukluğu, yaygın kaygı bozukluğu ve panik bozukluk sıklığı artar.

Dr. Taşyürek, her yaş grubunun kendine özgü kaygıları olduğunu bilerek, tanı ve tedavi yaklaşımını çocuğun gelişimsel düzeyine göre şekillendirir.

Sınav Kaygısı Terapisi Ankara | Okul Başarısı için Destek
COCUK ve ergen kaygı ve anksiyete ankara çocuk psikiyatristi tavsiye